Birleşik Krallık’ta kapsamdaki bazı süresiz oturum izni başvurularında İngilizce konuşma ve dinleme şartı 26 Mart 2027’den itibaren B1’den B2’ye çıkıyor. Değişiklik, 5 Mart 2026 tarihli Göçmenlik Kurallarında Değişiklik Bildirimi’nde yer alıyor; henüz yürürlükte değil, ancak ileri tarihli kural olarak kabul edilmiş durumda.
Süresiz oturum izni (indefinite leave to remain; ILR), Birleşik Krallık’ta süre sınırı olmaksızın yaşama, çalışma ve eğitim görme imkânı veren bir statüdür; vatandaşlık değildir. Kural Türk vatandaşlarına özgü değil. Birleşik Krallık’ta bu başvuruyu planlayanlar için belirleyici olan vatandaşlıkları değil, başvurdukları güzergâh, başvuru tarihi ve kişisel koşulları.
Başvuru tarihi karar gününden önemli
Aile hayatı ve özel hayat temelli süresiz oturum başvurularında geçiş tarihi, kararın verildiği gün değil başvurunun yapıldığı gün. Bu kurallara göre 26 Mart 2027’den önce yapılan başvurularda, muafiyet yoksa konuşma ve dinlemede en az B1; bu tarihte veya sonrasında yapılanlarda ise en az B2 aranacak.
Bu ayrım, hâlihazırda Birleşik Krallık’ta yaşayanların da başvuru planını etkileyebilir: Başvuru tarihi yeni eşik yürürlüğe girdikten sonraya kalıyorsa kişinin hangi tarihte ülkeye geldiğinden çok, başvurduğu güzergâh ve o tarihteki koşullar önem taşır. Yine de sırf B2 şartından önce başvurmak için tarihi öne çekmek tek başına çözüm değil; ilgili güzergâhın diğer koşullarının da karşılanması gerekir.
B2 şartı dört beceriyi kapsayan yeni bir sınav demek değil
B1 ve B2, Avrupa Dilleri Ortak Çerçevesi’nde (Common European Framework of Reference for Languages; CEFR) kullanılan dil düzeyleridir. Bu değişiklikte yükseltilen şart konuşma ve dinlemeyle ilgilidir. Kuralı, bütün başvurucular için okuma, yazma, konuşma ve dinlemeyi kapsayan yeni bir ILR sınavı zorunluluğu gibi yorumlamamak gerekir.
Daha önce İngilizce kanıtı sunmuş olmak da otomatik olarak yeni şartı karşıladığınız anlamına gelmiyor. İngilizce Dil Eki (Appendix English Language), önceki başarılı bir giriş veya kalış izni başvurusunda mevcut başvuruda gereken seviyenin kanıtlanmış olmasını dikkate alıyor. Bu nedenle daha önce kabul edilmiş B2 düzeyindeki kanıt yeniden sınava girme ihtiyacını ortadan kaldırabilir; eski bir B1 belgesinin ise yeni B2 şartını tek başına karşılayacağı varsayılamaz.
Yeni bir sınavla kanıt sunulacaksa sınavın ve merkezin onaylı olması, sonucun çevrim içi doğrulanabilmesi ve sınavın başvurudan önceki iki yıl içinde yapılması gibi koşullar önem taşıyor. Bu iki yıllık süre, daha önceki bir başvuruda kabul edilmiş yeterliğin yeniden kullanılabilmesiyle karıştırılmamalı. Ayrıntılar İngilizce Dil Eki’nde yer alıyor; rastgele bir kurs belgesi ya da sınav sonucu yeterli kabul edilmeyebilir.
Muafiyetler ve dar kapsamlı bir istisna
Başvuru tarihinde 65 yaşında veya daha büyük olanlar, 18 yaşından küçükler ve fiziksel ya da ruhsal bir durum nedeniyle dil şartını karşılayamayanlar için muafiyetler bulunuyor. Sağlıkla ilgili hüküm, herhangi bir tanının kendiliğinden muafiyet sağlayacağı anlamına gelmiyor; kişinin durumunun dil şartını karşılamasına engel olması gerekiyor.
Bazı eş, ebeveyn ve 18 yaşından büyük bağımlı çocuk başvurularında daha dar bir düzenleme de var. Bunun için 15 yıllık kesintisiz izinli ikamet, belirtilen A2 veya eşdeğer yeterlik ve başvurudan önceki 12 ayda en az 75 saat öğretmen eşliğinde dil eğitimi birlikte aranıyor. Ayrıca nitelikli bir öğretmenin, daha fazla eğitimle hedef seviyeye ulaşmanın olası olmadığı yönünde değerlendirme yapması gerekiyor. 26 Mart 2027’den itibaren bu değerlendirmedeki hedef seviye B2 olacak. Dolayısıyla 15 yılı doldurmak tek başına sınav muafiyeti sağlamıyor.
Entegrasyon gerekçesi ve hazırlık yükü
Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı (Home Office), daha yüksek İngilizce seviyesini iş bulma, aileyi destekleme ve toplumsal yaşama katılmayla ilişkilendiriyor. Bakanlığın duyurusunda B1’den B2’ye ilerlemek için yaklaşık 200 saatlik öğrenme gerekebileceği tahmini de var. Bu, herkesin tamamlaması gereken zorunlu bir kurs süresi veya B2’ye ulaşma garantisi değil.
İngilizce öğrenmenin gündelik hayatta ve iş yaşamında faydası olması, bu eşiğin herkes için aynı kolaylıkla karşılanacağı anlamına gelmiyor. Tam zamanlı çalışma ya da bakım sorumluluğu, hazırlığa ayrılabilecek zamanı sınırlayabilir. Bu nedenle asıl tartışma yalnızca İngilizcenin yararlı olup olmadığı değil; süresiz oturum gibi uzun vadeli bir statüye erişimde yükselen şartın başvuru sahiplerine nasıl bir hazırlık yükü getirdiği. Entegrasyon gerekçesi, bu yükün herkes için eşit olduğu sonucunu tek başına ortaya koymuyor.
Politika yapıcılar, çalışanlar ve bakım sorumluluğu bulunanlar için erişilebilir dil eğitimi seçeneklerini güçlendirebilir; daha önce kabul edilmiş belgelerin hangi koşullarda yeniden kullanılabileceğini açık örneklerle anlatabilir. Uygulama başladıktan sonra gecikme, yeniden sınava girme ve farklı gruplar üzerindeki etkileri izlemek de kararın sonuçlarını daha sağlıklı değerlendirmeye yardımcı olur. Bunlar mevcut kurallar değil, değişikliğin uygulanmasına yönelik önerilerdir.
Başvurudan önce neyi kontrol etmeli?
Önce hangi süresiz oturum güzergâhından başvuracağınızı ve sizin için hangi tarih eşiğinin geçerli olduğunu belirleyin. Ardından mevcut dil kanıtınızın, başvuracağınız güzergâhın istediği seviyeyi karşılayıp karşılamadığını kontrol edin. Yeni sınav gerekiyorsa onaylı sınav ve merkez koşullarını, çevrim içi doğrulama şartını ve sınav tarihine ilişkin süreyi gözden geçirin.
Önemli olan yalnızca daha önce İngilizce belgesi sunmuş olmanız değil, bu belgenin başvuru tarihinizde gereken seviyeyi karşılamasıdır.
